Elano’nun Santos’a gitmesini mali açıdan değerlendirmek istemiyorum. O açıdan birçok kişi değerlendirmesini yapıyor. Elano'nun sportif olarak Galatasaray’a ne katmasını bekliyorduk, ne kattı veya kalsaydı neler katabilirdi sorularını sormak istiyorum. Aslında Elano’ya gelene kadar Galatasaray’a gelen yabancıların takıma ne kattıkları sorulması gerekiyor. Elano bu işin son safhası gibi. Saymak gerekirse; Bu aslında Cassio Lincoln ile başlayan, De Sanctis (Napoli'de neler yapabildiğini görüyoruz.), Nonda (Bir hiç uğruna takımdan koparıldı), Leo Franco, Jo ve Dos Santos rezilliği gibi örneklerle uzayan bir liste. Şu anda takımda bulunan Kewell örneği de apaçık ortada. Geçen senenin neredeyse tamamında sakat olan ve sözleşmesi bitmesine rağmen "beni dünya kupasında izleyin ondan sonra karar verin" diyebilme cesaretine de sahip, kupada daha ilk maçta kırmızı kartla oyundan atılıp, hiçbir şey yapamamış bir adamla tekrar sözleşme imzalamanın hangi mantığa ve akla sığdığını bana birisi anlatabilir mi. Galatasaray’da daha bunun gibi sorgulanması gereken birçok konu varken Elano’yu problem etmek biraz zor. Bundan bir sene önce Galatasaray’a gelen ama herkesin beklediği şeyi veremeyen bir futbolcu olarak Türkiye’de anılacağı kesin. Bir anlamda Lincoln ile aynı kefeye rahatça konabilir. Elano üzerinde ki algı şu anda böyle. Haberlerde yer alan Elano’nun Santos ile anlaşmasına şaşmamak gerek. Burada mutsuz olduğu artık herkes tarafından bilinen bir şey. Büyük umutlarla alındı ama bir türlü istenen uyum sağlanamadı. Elano’nun nasıl bir futbolcu olduğu değil ondan ne beklediğimiz bence bu nokta da daha önemli. Nasıl bir oyun bekliyoruz? O daha önce ki takımlarında nasıl bir görev üstlendi? Takımı taşıyan mı, takımla birlikte yükselen bir futbolcu mu? (Ondan takımı taşımasını istediler ama her kornerde, serbest vuruşta Arda veya Sabri’yi gördük.) Aslında o kadar da görev üstlenebildi mi? Peki Elano’nun suçu ne?Elano’dan ne bekleniyordu?
Büyük bir çoğunluk Elano’dan, Hagi olmasını bekliyordu. Tıpkı daha önce ki senelerde Lincoln’den beklenilen şey gibi. Ama Elano hiçbir zaman hiçbir takımda Hagi olmadı. Serbest vuruş kullanmak Hagi olmak değildir. Oyunun temposunu ayarlayabilmek aslında Hagi olmaktır. (Bu tempoyu 10 futbolcu birden ayarlayabiliyorsa zaten Barcelona oluyorsunuz.) Fakat Galatasaray’da oynanan bir oyun var mıydı bu da tartışılır. İkincisi; madem Hagi ile karşılaştırıyorsunuz. Hagi döneminde ki Galatarasaray’ı da, şimdi ki Galatasaray ile karşılaştırın bakalım da ortaya ne çıkıyor görelim. GS’nin ve GS taraftarının artık bu Hagi, Popescu ve Hakan Şükür sendromunu bir an önce atlatması gerek.
Elano Galatasaray’a ne kattı?
Aslında bir şey katmadı. Bu takıma Elano’nun bir şey katmasından çok, teknik direktörünün veya “Türk milli takımının defansı bizde” diye övündükleri defansın bir şey katması beklenmeli. Buna ek olarak orta sahada oynayan üçlünün bir şey katması önemli. Çünkü Elano kurulu bir düzenin üzerinde oynadığı zaman daha fazla kendini gösterebilen bir oyuncu. Yani takımla birlikte yükselebilen, performansını artırabilen bir yapısı var. Bunu daha önce Shaktar ve Manchester City takımlarında gördük. Aynı şekilde Brezilya milli takımında da.
Aslında herşey daha transferin ilk dönemlerinde başlamıştı. Dunga’nın Brezilya milli takımına seçilmek istiyorsan ilk on bir de oynayabileceğin bir takıma git demesi aslında Elano’ya karşı bizde bir ön yargı yarattı ve bu adama hep bu ön yargı ile yaklaştık. Bu profesyonel futbol anlayışına sığmayacak bir şey. Hoş GS’de son 4 sene de yapılan hangi iş, profesyonel anlayışa uyuyor ki.
Güle güle Elano…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder