Beşiktaş’ın Porto deplasmanında sergilediği oyunun aynısını Sofia deplasmanın da da gördük. Cska Sofia’da aynı oyun tarzını benimseyince ortaya tadı tuzu olmayan, soğuk bir maç çıktı. Öyle soğuk bir maçtı kı ilk yarının sonlarında sahaya atılan meşaleler bile o soğukluğu biraz kırabildi. İlk yarı da CSKA’nın genç Bulgar oyuncusu Spas Delev’in hareketliliğini gördük ama o hareketliliğin dışında etkili olduğu sayılamaz. %100’lük gol pozisyonunu da kaçırmış olabilir ama kendini vuruş konusunda kendini gelişitirirse ilerde önemli yerlerde olabilecek bir potansiyele sahip. Beşiktaş’ında tek şutunu izlediğimiz bir ilk yarı oldu. İkinci yarı için soyunma odasına giden CSKA’lı futbolcuları hocaları tebrik etmiştir her halde. Çünkü herşey tam planladıkları gibi gidiyordu. İlk yarı Beşiktaş’a pozisyon vermemişlerdi. İlk yarının sonlarında buldukları pozisyonları 35 – 40 dakikaları arasında bulmuş olsalar belki de soyunma odasına 1-0 önde gidebilirlerdi. Büyük ihtimal ikinci yarı golü de atmayı planlıyorlardı ama bu plan tutmadı. Bunun en büyük sebebi etkili olmaya çalışan ama gol atamayan forvet oyuncularının beceriksizliğiydi. Beşiktaş’ın ikinci yarı da iki tane zorunlu değişiklik yapmış olmasını da bir avantaja dönüştüremeyen, Beşiktaş’ı hamle yapmaya zorlayacak bir girişimde de bulunmayan bir CSKA olunca sahada, böyle bir sonuç kaçınılmaz oldu. İlk hamlesini 2-0’dan sonra yapması golü biraz geciktirdi.
Beşiktaş'ı Guti'li ve Guti'siz olarak ikiye ayırmak lazım. Guti takımda olduğu zaman Beşiktaş’taki pas organizasyonları daha rahat yapılıyor. Fiziksel yönden daha güçlü ama organizasyonlarda başarısız Ernst, Aurelio gibi futbolcuları oldukça rahatlatan bir yapıda futbol oynuyor. Geriden top almalarda ve atağın yönünü daha hızlı döndürme de en etkili oyuncusu. Böyle alan savunması yapan takımlar karşısında topun yönünü hızlı bir şekilde çevirmek çok önem kazanıyor. Bu düzeyde bir maçı kazanmak için bu oyun yeterli olabilir ama atağın yönünü kendi yarı alanınızda yaptığınız sürece karşıda ki takıma karşı koyabilmek aslında zor. Beşiktaş maçın birkaç noktasında bunu karşı alanda denedi ve pozisyonlara girdi. Bunlarda en etkili olan adamda Guti’ydi. Ernst’in oyunun yönünü değiştirme konusunda pek iyi olduğu söylenemez, Aurelio’da o konu da daha ağır kalan bir futbolcu, Necip olabilme potansiyeli var ama futbol tarzını ve biçimini daha tam oturtabilmiş değil, Holosko topla birlikte hızlı koşan bir forvet, Nobre’de son adam olarak görev yapıyor. Bu futbolculardan da geriye sadece Guti kalıyor. İlk golün de ortasını yapan adam. Beşiktaş son iki maçını da kapanarak kazandı. Sezon başında o devamlı saldıran Beşiktaş biraz gerilerde kaldı. Ama Schuster’in deplasman taktiklerinden biri de bu olabilir. Sakatların çok olması da bunda etken olabilir. Quaresma’nın ilk yarıyı kapattığı söyleniyor ama sanki o gelince Beşiktaş sezon başında ki o hızlı futboluna geri dönecek. Avrupa’da Şubat’ı gördük, daha fazlasını da görmek dileğiyle…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder