25 Aralık 2010 Cumartesi

Takım Uyumu mu ? Yıldız Kadro mu ?

Her takımın bir seçimi vardır. Bazı takımlar tonla para verip futbolcu almak yerine elinde bulunan kadroya mütevazi futbolcular alarak takım uyumunu, futbolcuları birbirleri ile kaynaştırmayı esas alırlar. Bazı takımlar ise sadece yıldız transferi yapar ve onların maç içinde takımı kurtarmasını bekler. Artık Barcelona ile birlikte üçüncü bir şekil ortaya çıktı. Hem yıldız futbolcu oldular hem de bir ahenk içinde bir takım oluşturdular. Bugün sadece İniesta için konuşulan meblağ, 100 milyon euro oldu. Yıldız transferi yapıp karşısındaki takımları ezmeye kalkan takım hep Real Madrid olmuştur. Bu takım bile artık ezeli rakibini bu şekilde geçemeyeceğini anlamış ve Mourinho ile birlikte ilk defa bu kadar kendi içinde bir ahenk yaratan bir takım kurmuştur. Zidane, Beckham, Luis Figo’lu takımlardan, o potansiyele sahip Khedira, Angel Di Maria, Mesut Özil gibi futbolcuların bulunduğu daha mütevazi denebilecek bir kadro oluşturdu. Bence Beşiktaş’ta bunu yapmalıydı. Belki içlerinde kalan bir yıldız özlemi olabilir. Bu yıldız özlemini de bu sene oldukça giderdi diyebiliriz. Simao Sabrosa da, Hugo Almeida da, Fernandes de son derece başarılı transferler. Kesinlikle bir transfer becerisidir. Buna lafım yok. Fakat doğru bir transfer politikası mıdır? Onu gerçekten tartışmak gerek ve bunun için de bir Real Madrid’e bakmak gerek. Bu örnek bazılarına çok acaip, bir boy büyük gelebilir ama aslında Türkiye bütünüyle o küçük “los galacticos” dönemlerini yaşıyor. Özellikle Beşiktaş.


Kolej Takımı:

Bir kolej takımı edasıyla hep yola çıkmış, Ertuğrul Sağlam, Recep, Sergen, Metin, Ali, Feyyaz, İbrahim Üzülmez, Rüştü Reçber, Tayfur Havutçu gibi Beşiktaş’ın kemiğini oluşturan yapı kayboluyor mu? Bazılarına göre kaybolması hayırlı olabilir diyebilirsiniz, Bu kadrolar bize bazen Türkiye’de başarı getirdi de Avrupa’da ne zaman getirdi? Haklı bir soru. Ama bu kadrolar üzerine bu kalitede yabancılar eklenseydi belki gelebilirdi. Aynı zamanda da bunu anlayabilecek ve yönetebilecek bir teknik patron. Pancu, Zago, Ahmet Dursun, Nouma, Sergen Yalçın, İlhan Mansız, Tayfur Havutçu. 2002 -2003 sezonunda işte o şampiyon takımın gövdesi buydu. Bu futbolcuların hiçbiri bu takımdan sonra büyük takımlarda oynamadılar, hatta düşüş yaşadılar. Fakat o sene şampiyon oldular. O ruhu yaratmak kolay bir şey değildir. Ayrıca Avrupa Kupasında da çeyrek final bileti geldi. İşte bu zamanda birbiriyle uyumlu yerli futbolcuların üzerine kaliteli, taş gibi yabancılar gelmişti. Yani Beşiktaş bunu daha önceden başardı, tekrar neden denemiyor? Şimdi öyle bir kemikleşmiş durum var mı aslında buna bakmak gerek. Zemini oluşturmadan kat yapmaya çalışmak gibi bir durum bu. Schuster bunu çok iyi yönetebilir. Daha önceden Real Madrid’de hangi yıldızları yönettiğini biliyoruz. Ama futbolcular bu süreci nasıl kaldırabilir, onu bilmiyoruz. Hele ki devre arasında yapılan transferlerin takımlara çok büyük yararları olmadığı örneklerini gözümüzün önüne getirirsek. Aslında haksızlıkta yapmamak lazım şu anda takımda oynayan İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman (Milli takımda neden banko oynamaz anlamam), Necip, Ersan, Nihat gibi futbolcular bu ruhu devam ettiriyor. Önemli olan aslında bu ruha şu an ki yabancıları da katmak. Nouma, Pancu gibi futbolcuların katıldığı gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...